Daha sonra Üsküdarlı dilaverle tanıştık.
O da At meydanının
bir yaz öğleden sonrası tozlu kızgın zeminde vücutlarına saplı inanılmaz kılıçlarla
dolaşan delilere götürdü. Biz burada kendimize göre en uygununu yaparak tebdili
hal ettik, aralarına karıştık. Onları bir bir inceledik, akşamları kendi kendimize
kaldığımızda resimlerini çizdik hayalden, anlattıkları hikayeleri yazdık küçük
defterlere hiçbir şey unutmamaya çalışarak.
(1582)
senesinde Sultan III. Murad (1574-1595)'ın, sehzadesi Mehmed için tertiplenen |
sünnet düğününe katılan
bir sürü canbaz, hokkabaz ve oyuncunun mükafat olarak kaydedilmesiyle,
yeniçeri ocağı yavaş yavaş bozuldu diyenleri biz de duyduk onlarla
beraber ve bu lafa gülümsedik. Ama savaşlarda hep en ön safta yer alan
bu delilerin yüzündeki o garip, yapışıp kalmış gibi duran gülümseme
aklımızda takıldı kaldı. Bu acı, buruk gülümseme neyin nesidir öğrenmeye
çalıştık olmadı, sorular sorduk, dediğimizi anlamadılar bile. Yine
de heykellerini yaparken bu gülümseme de olsun ve benzesin istedik,
epey uğraştık. |