|
  Bir
dünya ki, hakikati kendinde
Galata'nın dar, loş ve derin kokulu sokaklarından birinde karşılaştığımız
Abdi Efendi bizi Üsküdarlı Dilaver'le tanıştırdı. O da bizi At Meydanı'nın tozlu,
kızgın öğle sıcağında vücutlarına saplı inanılmaz kılıçlarla dolaşan delilere
ve dahi diğerlerine götürdü. Biz de kendimizi onlardan gördük, aralarına karıştık.
Ama duramadık, elbiselerine dokunduk; bıyıklarına, zülüflerine, kuşaklarına,
mintanlarına baktık. Anlatmaktan kaçındıkları hikayelerini duymaya uğraştık.
Resimlerini çizdik, heykellerini yaptık. Bu dünya, cümlesi için neye gerektiği
bilinmez, ama bize göre önemli pek güzel hayalleri ortaya çıkardı. Yaşadığımız
bu zamane günlerden sıkıldığımızda onlarla avunduk, zaman oldu bu dünyada onları
gördük, zaman oldu onlarda bu günü gördük, işte o zaman tamam dedik, bunu herkes
de bilsin. Kime ki ürkütücü gelir bize sorsun, hepsi yaşanan bir alemin iyisiyle
acısıyla bir tarafıdır ve hakikati vardır. Biz bunu sizlerin de görmesini istedik.
H.
Şekip DAVAZ |
|
|
|
|